Kış aylarında salgın hastalıkların, özellikle de gribin artmasıyla birlikte vücut direncinde azalma görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, antioksidan etkiye sahip oldukları için günde 5-9 porsiyon sebze meyve tüketmeniz gerektiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle sofranızda sebze ve meyveleri eksik etmemelisiniz.
SAKLAR VE PİŞİRİRKEN
Vitaminler sağlığınız üzerinde önemli role sahipler. Ancak vitaminlerin etkili olabilmeleri için değerlerini yitirmemeleri gerekiyor. Bu nedenle besinleri saklarken ve pişirirken bazı noktalara dikkat etmeye özen göstermek şart. Örneğin A vitamini, ultraviyole ışınlarına ve ısıya duyarlı. Dolayısıyla A vitamini içeren besinlerinizi oda ısısında tutmamaya ve güneşe maruz bırakmamaya dikkat edin. C ile E vitamini de oksijen ve ısıya duyarlı. Bu vitaminleri içeren sebze meyveleri sıcak ortamda ve kesilmiş olarak üzerini kapatmadan bekletmeyin!
Eğer çeşitli nedenlerden dolayı dengeli ve yeterli beslenme sağlanamıyorsa işte o zaman vitamin mineral takviyesine başvurmak gerekebiliyor.
Az ve sık beslenmeli
Kış aylarında kilolarınızı bir türlü kontrol altında tutamıyorsunuz değil mi? Bazal metabolizma, bir başka deyişle vücudunuzun ihtiyacı olan asgari enerji miktarının değiştiği kış aylarında vücut ısınız düşmeye başlıyor.
Ayrıca Mevsimsel Stres Sendromu’ndan dolayı yemek yeme isteğiniz de artarak yüksek enerji veren karbonhidratlı ve yağlı gıdalar tüketiyorsunuz. Bunun sonucunda mutluluk hormonu olan endorfin salınımıyla birlikte yeme eğiliminiz kısırdöngüye dönüşüyor.
Aldığınız kilolara günlük fiziksel aktivite azlığınız da eklenirse obezite sorunu baş gösteriyor. Obezite sorunuyla karşılaşmamanız için kış aylarında sık sık, az az ve kalorisi düşük besinleri tercih etmeniz gerektiğine dikkat çekiyor. Örneğin tatlı arzunuzu meyveyle giderebilir, açlığınızı da sebze yemekleri ve esmer ekmekle bastırabilirsiniz.
Lifli besin tüektmeli
Havanın soğumasıyla birlikte fiziksel aktiviteler azalmaya başlıyor. Ayrıca unlu gıda tüketimi artıyor ve bağırsakların çalışmasında önemli rolü olan lifli yiyecekleri ise daha az yeniliyor. Tüm bunların sonucunda pek çok kişinin ortak sorunu olan kabızlık gelişmeye başlıyor.
Hem kış mevsimini sağlıklı ve zinde geçirmek hem de kabızlık sorunuyla karşılaşmamak için sofranızda lifli besinlere ağırlık vermeniz gerekiyor.Haftada 2-3 kez kuru baklagil her yemekte de salata tüketmeye özen gösterin.
Kış mevsiminde bol sıvı tüketimi sağlığınız açısından büyük rol oynuyor. Biliyorsunuz insan vücudunun yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Suyun, vücutta gerçekleştirdiği pek çok önemli işlevi var: Su, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor, dolaşım ve boşaltım sistemini düzene sokuyor.
BOL BOL SU İÇMELİ
Kaybedilen mineralleri vücuda kazandırıyor, cilde canlılık kazandırıyor. En önemlisi de bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve yeni hücre üretimini hızlandırıyor. Dolayısıyla her gün 2.5-3 litre sıvı almayı ihmal etmeyin. Günde 8-10 bardak su içip, bol sebze meyve tüketerek sıvı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Grip ve soğuk algınlığında etkili yöntemlerden biri de bitkisel çaylar içmek. C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu, bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi sayesinde özellikle gribe karşı son derece etkili.
Bitki çayları da etkili
Soğuk havalarda mutfağınızdan bulundurmanız gereken bir diğer bitki de adaçayı. Ihlamur göğsü yumuşatıyor, balgam söktürüyor ve vücudun terlemesini sağlıyor. Zencefil, rezene, anason, kekik otu, ağaç hatmisi gibi bitkiler de soğuk algınlığı ve gribe karşı son derece yararlı. Ancak bu çayları yan etkilerine karşı günde 1-2 fincandan fazla tüketmeyin. Pek çoğumuz kış mevsiminde yarar sağladığı düşüncesiyle çayımıza limon ilave ediyoruz ama bu noktada unuttuğumuz bir şey var C vitamini sıcak ortamda etkisini yitiriyor. Dolayısıyla limonu ılık çayla birlikte ya da ayrı tüketmenizde yarar var.
Kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için yağ tüketimini azaltmaya özen gösterin.
Az yağ, bol protein
Çünkü aşırı yağ tüketimi vücuttaki bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek hastalıklara yakalanma riskinizi artırıyor. Bir başka olumsuz yönü de, hastalık süresini uzatması.
Yemeklerden alacağınız yağ yeterlidir.Dolayısıyla ekmeğinize yağ sürmeyin, kırmızı etin yağlı bölümlerini ayırın, yararlı diye zeytinyağına fazla ekmek bandırmayın. Bir başka önemli nokta ise beslenmenizde protein tüketimini artırmak. Çünkü bağışıklık hücrelerinin neredeyse yüzde 90’ı kaynağını proteinden alıyor. Bu mevsimde sebze ve meyvelere renk veren fitokimyasalları da unutmayın. Fitokimyasallar bağışıklık hücrelerini uyaran ve hastalıklarda iyileşme sürecini kısaltan etkiye sahip.