Hoş Bir Tesadüf: Peynir
04.02.2010 11:10
Gönül Paksoy, tesadüf eseri keşfedilen peynirin hikâyesini anlatıyor ve mutfakların bu en değerli besininde bizi yaratıcılığa teşvik ediyor
Bazen birinin rastlantı sonucu elde ettiği, tüm dünyayı ilgilendirir.
Pek çok buluş, bir tesadüfe dayanır. Bu ay sizinle bir rastlantı
hikâyesini paylaşmak istiyorum. Bu hikâye dünya üzerinde yaşayan
herkesi ilgilendiren hoş bir tesadüf üzerine: Arap gezgini Kanana
vaktiyle, keçi işkembesinden yapılmış tulum içinde süt taşırken
bilemediği bir nedenle sütün pıhtılaştığını görür. Eminim o an sütünün
katılaşmasına üzülmüştür. Rastlantı sonucu da olsa insanoğlunun en
önemli kültür miraslarından, hatta uygarlığa geçişin simgelerinden
birinin keşfine tanık olduğunu bilseydi sevinçten uçardı.
Kanana'nın pıhtılaşan sütü, peynirin keşfi oldu. İyi ki de oldu...
Peynirsiz bir mutfak düşünebiliyor musunuz? Hele Anadolu insanı olarak...
Tabii bu tesadüf sadece bir başlangıçtı. Sonradan pıhtının süzülmesi,
baskılanması, bozulmayı önlemek için tuzlanması gibi işlemlerle
ürününün dayanıklılığı sağlandı.
Peynirin 9000 yıl önce Orta
Asya'da yaşayan göçebe Türk boyları ya da Güneybatı Asya'da Dicle-Fırat
nehirleri arasında yaşayan halklar tarafından bulunduğu iddia ediliyor.
Heredot ve Hipokrat gibi tarihçi ve araştırmacılara göre ilk peynir,
İskitler tarafından kısrak sütünden, tahminen ekşitme yöntemiyle
yapılmış. Kosikowski ise Türk ve Moğolların atalarının, Asya'dan
Avrupa'ya göç sırasında keçi sütünden fermante gıda yapabildiklerini
ileri sürer. Arkeolojik buluntulara göre keçi, MÖ 9000'de Orta Asya'da
evcilleştirilmiş. MÖ 2000'lere gelindiğinde sütçülük Babil'de çok
ilerlemiş. O dönemde peynir de soyluların yiyeceği haline gelmiş.
Peynir,
dünyanın hemen her yerinde ve her toplumda üretilip tüketilen bir gıda
maddesi. Basit olarak sütün temel proteini olan kazeinin çeşitli
yöntemlerle pıhtılaştırılıp süzülmesiyle elde edilir. Yağlı, yağsız
veya kısmen yağsız, krema, yayık altı ayranı veya bunların karışımı
kullanılır. Normalde çabuk bozulabilen süt, uzun süre bozulmadan
saklanabilen peynire dönüştürülür. Peynir, besin değeri yüksek, taşıma
ve saklama kolaylığı sağlamış, tek başına veya çeşitli besinlerle
birlikte kullanılabilen lezzetli bir besindir.
Sütün kaynağı,
hayvanın beslenme şekli, ekolojik koşullar, mayalar, mayalama tekniği,
pıhtılaştırma yöntemleri, yağ oranı, kullanılan katkı maddeleri,
sıcaklık, olgunlaşma süresi, tuz oranı gibi saymakla bitmeyecek pek çok
etken, peynirleri farklılaştırır. Örnek olarak ülkemizde üretilen
farklı sütlerden yapılmış yöresel beyaz peynirlerimizden bazılarının
isimlerini vermek istiyorum: Manavgat, ezine, yörük peyniri, Bolu yayla
peyniri, Bursa Yenişehir çoban peyniri, Bursa köy peyniri, Adana ve
Antalya taze peynirleri, künefe peyniri, Tirebolu, Ordu torba peyniri,
İnebolu peyniri, Bafra canaş peyniri, Giresun ve Trabzon imansız
peyniri, Trabzon su peyniri, çörek otlu, keklikli Adana taze peyniri,
Siirt köçer, Elazığ, Şavak ve Urfa beyaz peyniri. Bunların yanında
tulum, küflü, teleme, testi, çömlek, lor, çimi, kaşar, saçak peynirleri
de zengin çeşitleriyle damağımızda unutulmaz tatlar bırakır.
Bizde
beyaz peynir, zeytinle birlikte kahvaltı sofralarının yıldızıdır. Rakı
sofralarında ise kavunla birlikte vazgeçilmez bir mezedir.
Helvaların, böreklerin, tatlıların ana malzemeleri arasındadır aynı zamanda. Kısacası
hayatımızdan çıkarılması neredeyse imkansız gibi görünen besinlerden
biridir peynir. Peynir konusunu derinlemesine araştırırsanız
yaratıcılık adına şaşırtan yöntemlerle karşılaşırsınız. Siz de bu
peynirlerden seçeceğiniz biri ya da birkaçını birlikte kullanıp
tatlandırarak, yani yeniden olgunlaştırarak, biraz da yaratıcılık ve
bilgiyle yeni peynir tatları yakalayabilirsiniz.
Yaratıcılığa
örnek olması için literatürde bulunan, fakat bugün üretilmeyen bir
peynirin oluşum süreciyle ilgili bilgileri de sizinle paylaşayım: B
alkabağı küp peyniri, Adapazarı, Hendek, Arifiye, Doğançay'da yaşayan Abazaların yaptığı bir peynir.
Peyniri yapmak için kabak oyulup serin yerde kurutulur. Çiğ süt, yoğurt
ve az tuzla karıştırılıp bir gece bekletilir. Ertesi gün pıhtılaşan süt
süzülüp balkabağına doldurulur ve serin bir yerde saklanır. İçindeki
peynir, yavaş yavaş tüketilir. Bu peynirin iki yıl dayanabildiği
biliniyor.
Yöresel peynirleri İstanbul'da Mısır Çarşısı'nda ya
da Eminönü'ndeki şarküterilerde bulabilirsiniz. Tel peynir veya örgü
peyniri için Mısır Çarşısı'ndaki Muradım Şarküteri'yi tavsiye ederim.
İyi loru Galatasaray Taşpınar Çiftliği'nde, taze peyniri ise
Kasımpaşa'da kurulan İnebolu Pazarı'nda bulabilirsiniz.
Bu ay
kendi hazırladığım peynirlerden ikisini sizinle paylaşıyorum: hardal
çiçekli tel peynir ve baharatlı örgü peynir. Denemeniz, tatmanız ve
yaratıcılığınızı kullanarak daha farklı peynir tatları oluşturmanız
için.
Baharatlı Örgü Peynir Tarifi İçin;
http://www.kadinsam.com/haber/5674/Baharatli_orgu_Peynir
Hardal Çiçekli Tel Peynir Tarifi İçin;
http://www.kadinsam.com/haber/5675/Hardal_cicekli_Tel_Peynir
KAYNAK :
Foodandtravel.com.tr / Gönül Paksoy