Günseli Başar
1951 Avrupa Güzeli...1951'den bugüne Türkiye Güzelleri dosyası...
14.05.2010 15:55
Güzellik yarışmasına katılma kararını nasıl aldınız?
Efendim, Akademi'deydim o sıralar, önüne gelen yarışmaya giriyordu. Hocalarım "İlla yarışmaya gireceksin" dediler. İstemedim, çok utangaçtım. Sonra "Bak kızım biz proporsiyon, anatomi hepsini biliyoruz. Yarışmaya girersen mutlaka enternasyonel bir derece alırsın. Bunu bir milli görev olarak gör" dediler. Onun için girdim.
Sonra Avrupa güzeli oldunuz...
Evet, ama beklemiyordum. Çünkü yabancı bir ülke, yabancı insanlar. İnsanlar etrafınızı çeviriyor, sorular soruyorlar, "Türküm" dediğinizde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Miss Türkiye'yi anons ettiklerinde alkış yok, hiçbir şey yok. O yüzden ben de bir şey beklemiyordum.
İnsanın güzelliğinin bu kadar takdir görmesi nasıl bir şey?
Güzel bir şey tabii. Bir de ben ona inansam, çok mutlu olacağım.
Hâlâ inanmıyor musunuz?
Ne oluyor biliyor musunuz? Böyle bir şeyle şöhret olduğunuzda kimse sizi beğenmiyor, "Onun da neresi güzel" diyorlar. Benimle ilgili çok laf söylendi. Arkadaşlarım en başta.
Çekememezlik yaşanır genellikle.
Daima kusur bulunur, söz söylenir. Orası pek tatlı değil tabii ki. İnsanlar sizinle dost oluyor ama sizi çekiştirmekten de geri durmuyor.
Güzellik size ne ifade ediyor?
Doğallıktan yanayım. Yüzüm bu hale geldi ama ne botoks yaptırdım ne de gerdirdim. Aslında biraz gerdirmem lazım çünkü her şey aşağı doğru düşüyor. Çok kötü bir devredeyim.
40 yıl önce güzellik anlayışı nasıldı?
Kadın her zaman kadındı. Annem hiç makyaj yapmazdı, sarışın mavi gözlü bir kadındı. Ben iki yaşındayken tutturmuşum "Ben seni beğenmiyorum, Gülüm Hanım'ı beğeniyorum" diye. Gülüm Hanım çok bakımlı bir kadındı. Annem daha sonra benim yüzümden boyanmaya başladı.
İnsan güzelliğiyle ön plandayken, yaş almak daha zor geliyor mu?
Yaş almamak için erken ölmek lazım. Ava Gardner bence dünyanın en güzel kadınıydı. Marilyn Monroe ise bence o kadar güzel değildi. Ama erken öldüğü için herkes "Ah ne güzel kadındı" diyor. Ava Gardner ve Liz Taylor için ise "Ne hale gelmiş!" diyorlar.
Sophia Loren halâ güzel ama...
Evet, çünkü o çok iyi 'çekildi'. Burnu da ameliyatlıydı zaten. Tanıyorum kendisini.
Genç yaşınızda büyük bir kaza geçiriyorsunuz. Nasıl oldu bu kaza?
Çok kaza geçirdim ama en ölümcülü arabanın ön camından çıkmam ve kolumun dirsekten kopmasıydı, ki takabildiler. Kafatasım çökmüştü, çatlak vardı, yüzüm yaralanmıştı. 33 dikiş atıldı yüzüme. İki bacağım ise değişik seferlerde kırıldı. Çok şey geçirdim. En son merdivenden düştüm. Omurgam yaralandı. Ama ben dinlenmeyi bilmeyen bir insanım, kendimi çok yorarım.
Sizde travma yarattı mı?
Ben Tanrı'dan ne gelirse kabul eden bir insanım; "Ah ne hale geldim" demedim. Tabii yürüyememek çok kötüydü. Bir de yüzümde izlerle yaşıyorum.
İnsanın bu kadar güzel olması aşkta mutlu olmasını sağlıyor mu?
Sanmıyorum. Çünkü zengin kadınların nasıl bir korkusu varsa, onlarla parası için mi evleniliyor diye, güzel kadının da korkuları var. Şöhret cazip geliyor erkeklere.
Siz evlenme kararı nasıl aldınız?
Genç bir kızsınız. Beğenen, isteyen insanlar var. Sonra yarışma oluyor. Birdenbire çok kızıyor, "Ben satılık değilim" diyorsunuz. Moda'da oturuyorduk biz, otobüs ya da tramvayla okula gidemezsiniz, insanlar rahatsız ediyor. Yarışmadan sonra zaten beni görünce cama yapışıyorlar. Sokakta yürüyemiyorsanız, okula da devam edemiyorsunuz. Ve tabii ki evlenmek zorunda kaldım. Herkes "Aman kaçırmayın" dedi, "Amerika'da tahsil görmüş bir adam. Amerikan erkekleri çok sadıktır, bu adam Günseli'yi mutlu edebilir." Ama öyle olmadı tabii.
Dünyanın en güzel kadınları bile aldatılabiliyor değil mi?
Gayet tabii. Enteresan şeyler yaşıyor insan. Tatsız. Bir de alınyazısı denilen bir şey var. Kafa yok mu? Var da, trafik kazası nasıl oluyorsa bu da bir kaza işte. Ne yazdıysa Tanrı, o oluyor.
Keşke dediğiniz bir şey var mı?
Efendim bir kaderdi, yarışmaya girmem gerekiyordu. Trafik kazası da bir kaderdi. Yaptığım iki izdivaç da kaderdendi. Türkiye'de doğduğum için şanslıyım. En büyük üzüntüm ülkenin gidişatını görmek. Atatürkçü fikrimiz tarihe karışmakta gibi görünüyor. O günleri görmeden gitmek isterim.
KAYNAK :
marieclaire