Hayat beni yonttu

Bu satırlarda değişen, değişmekte olan bir Helin Avşar'a şahit olacaksınız...

18.05.2010 16:38
Deli dolu, saf, titiz, muzip, kırılgan ama bir o kadar da güçlü biri o. Çok hatalar yaptığını ama hayatın kendisini yonttuğunu söylüyor göğsünü gere gere. Ailesinin onu her daim koruyup kollayan, ona yalnız olmadığını hatırlatan kollarında mutlu yaşamak onun için çok önemli. Şu sıralar tek derdi ise gazetecilikte ilerlemek ve bir sit-com'da oynamak. Bir de beraber yaşlanacağı birini bulursa ne ala.
 
Hayatından memnun musun bu sıralar?

Çok memnunum. İstediğim ve sevdiğim bir iş yapıyorum. Ailem yanımda. İşimde daha çok yeniyim, ilerliyorum. İleride televizyonda bir şeyler yapmak istiyorum. Adım adım ilerliyorum ve asla gazeteciliği bırakmayı düşünmüyorum. Keşke daha önce başlasaydım. Ama ben şöyle düşünüyorum: Her şey zamanı gelince oluyor. Belki daha önce başlasaydım, başka şeyler olacaktı. O yüzden çok mutluyum.
 
Basın dünyasına kendini kabul ettirmek için herkesten çok mücadele vermen gerekti mi?

Evet, pek kimseyi aralarına kabul etmek istemeyen gruplar var. Onlar normal birini de istemiyorlar ki Helin'i istesinler. Ama ben böyle insanları kafaya takacak biri değilim. Bu tip insanlar yalnızca medyada yok, her yerde varlar ama medyada biraz daha fazla.
 
Moda camiasında da var...

Evet, moda işinde bu tür insanları daha çok kafama takıyordum. O zaman yaşım da küçüktü. Orada ben bunu öğrendim. İnsanları kafaya takarsan düz yolda yürüyemiyorsun. İlerleyemiyorsun. Ne yapacaksın? Önündeki işe bakacaksın, kimseyi de takmayacaksın. Zaten o zaman o kişiler tökezliyor.
 
Ama biraz da güçlü olmakla ilgili bu.

Evet, güçlenmek için de birtakım işleri de denemek lazım. Küçük yaşlardan beri çalışıyorum. Kim ne derse desin? Yok bir şey becerememişim, onu yapmışım olmamış, bunu yapmışım olmamış. İyi ki de denemişim bütün bu işleri. Her biri beni biraz daha olgunlaştırdı.
 
Maksat zaten bu değil mi, kötü bir deneyim de olsa ondan ders çıkarmak...

Aynen öyle. Belki gazeteciliği de yapamayacağım. Olabilir. Her şey insanlar için. Ama ben yaşadığı her şeyden mutlu olan biriyim. Emin ol.
 
Demek ki bilinçli tercihler yapıyorsun, sonuçlarına da katlanıyorsun.

Sonucunu bilerek giriyorum (Gülüyor).
 
Senin için yazılıp çizilenlerden etkileniyor musun?

Hayır, hem de hiç. Diğer insanların ne dediğini okumuyorum bile. Ama bu şımarıklıktan ya da vurdumduymazlıktan değil. Duygusal bir yönüm var, her şeyi okuyacak olursam etkilenebilirim.
 
İlk röportajında kendini nasıl hissettin?

İlk röportajım Gülben Ergen'leydi. Onun da o zaman çocukları yeni doğmuştu. Onun uğur getireceğine inandım. Gerçekten de öyle oldu. Bir yıl oldu ben röportajlara başlayalı. İyi bir süre. İkinci röportajım çok daha zordu. Ankara'ya gittim, meclise girdim. Düşünebiliyor musun ikinci röportajdaki halimi? Ahmet Türk'leydi. Onda bayağı heyecanlandım. Ondan sonra da rahatladım. Ama bir süre sonra hep en iyi röportajı yapma isteği oluyor. İnsan tecrübesiz olunca daha cesur oluyor.
 
Röportajlara nasıl hazırlanıyorsun?
 
Bir doktorla röportaj yapacağım diyelim. Amcamın oğlu doktor, onu arayıp nasıl soru soracağımı konuşuyorum. Gazetelerde o konu ve o kişiyle ilgili çıkan haberleri okurum. Çok güvendiğim birkaç arkadaşım var, onlara mutlaka danışırım. En son da kendi sorularımı koyarım.
 
Kafana bir şey taktın mı mutlaka yapar mısın?
 
Yaparım. Mesela kafama Amerika'daki birini takayım, gider onu bulur röportajımı da yaparım. Yeter ki ruh halim buna hazır olsun.
 
Aileden gelen bir özellik mi bu?

Ablamı biliyorsun, işini nasıl yaptığını. Hırs değil bu; işine bağlılık, disiplin... İşimi çok seviyorum. Çok doğru bir zamanda başladım. Yıllardır ablam sayesinde gazetecilerle birlikteydim. Resmen bu işin içinde büyüdüm. O yüzden pek yabancılık çekmedim. Ama moda bambaşkaydı. Kumaşı, herkesin vücudunu bilmek lazım. Yoksa çok fazla kandırılıyorsunuz. Bırakmış değiliz, tişörtler devam ediyor sonuçta. Ama ben zamanında gelinlik bile dikmeye kalktım. Diktim ve güzel de oldu.
 
Gözün karaymış!

Evet, öyle gibi bir şey.
 
Bir haftan nasıl geçiyor?

Hafta sonu karın ağrılarım başlıyor kiminle röportaj yapacağım diye. Gündem o kadar çabuk değişiyor ki. Hazırda röportaj bulundurmak istemiyorum. Bak ablam bugün Amerika'dan yeni geldi, bir çırpıda Türkiye'de olan beş yeni olay saydım. Ağzı açık kaldı. O yüzden ben haftalık röportaj yapıyorum. Dolayısıyla röportaj yapacağım kişiye ulaşmak, gün ayarlamak, röportaja çalışmak, soruları hazırlamak zaman alıyor. Sarı kaplı bir defterim var; sorularımı temiz temiz kırmızı - mavi kalemlerle yazarım, üstünde oynarım. Geriye kalan vaktimde spor yaparım, pilates ve kardiyo. Gece hiç dışarı çıkmıyorum. Akşamları mutlaka altıda evdeyim, biraz televizyon seyrederim, kitap okurum. Gece 11'de mutlaka uyurum.
 
Dışarıdan hiç altıda eve gelen biri gibi görünmüyorsun.

Evet, ama hiç esmer halimle resimlerimi görüyor musun bir yerlerde? (Kahkahalarla gülüyor). Bu saçlar bir senedir koyu renk.
 
Bir karar mı aldın, yoksa bu bir dönem mi?

Bu galiba bir dönem. Yoksa bir karar almadım, "Asla dışarı çıkmayacağım" demedim, kendiliğinden oldu. O kadar mutluyum ki...
 
Bu bir yılda neler değişti?

Bilmiyorum... Dışarıda en fazla bir yemek yiyip evime dönüyorum. Zamanında çok gezmiş olabilirim (Kahkaha atıyor). Belki yaz aylarında daha hoşuma gidiyor gezmek.
 
Hep yanlış anlaşıldın sanırım...

Yaşım daha küçükken bazı yanlış hareketlerim de oldu. Onları da kabul ediyorum. Yunanistan'daki yanlış görüntülerim, sevgililer, arkadaşlar... Bunlar doğal olarak yanlış izlenim yaratıyor. O görüntüler hâlâ daha internette var.
 
Keşkelerin var mı?
 
Esasında onlar da beni büyüttü, olgunlaştırdı. Onlar olmasaydı belki daha kötü şeyler olacaktı. Hayatımdaki hiçbir şeyden pişman değilim. Onlar da benim hayatımın bir parçası. Bunları bu kadar afişe eden o zamanki paparazzi programları utansın. Bence utanıyorlardır zaten. İçime doğan bu.
 
Erkek arkadaşın varken nasıldı hayatın?

Aynen böyleydi. (Kahkaha atıyor) Bazen sıkılıyor olabilirler. Herhalde ben artık böyle birilerini seçeceğim. Ya da belki biraz daha dışarı çıkabilirim.
 
Sence insanlar, kadın ya da erkek neden aldatılır?

Güzel olan kadın aldatılır diye düşünüyorum. Erkek kendinde eksiklik hissediyor. Kadın sevgi doluysa, üstüne bir de işi, gücü varsa... Bilgiliyse, erkek zayıf hissediyor kendini. Karşısındaki kadına zarar vermek istiyor.
 
Güzel kadınlar nerede yanlış yapıyor?

Aslında güzel derken sadece görünümden bahsetmiyorum; 'fazla kadın' diyorum ben. 'Fazla kadının' hatası kendinden eksiğini seçmek, dengini aramamak.
 
Senin için şu sıralar doğru erkek kim?

Her şart altında konuşabileceğim insan doğru insandır.
 
Bugüne kadar bu kritere göre mi seçimlerini yaptın?

Aramakla bulunmuyor işte. Yanlışlar yapıp doğruyu buluyorsun. Benim de belki yanlışlarım oldu. Hiçbir ilişkime yanlış demiyorum da. Neyse, herkesin bir dengi mutlaka vardır. O bir gün insanın karşısına çıkıyor. Ben buna inanıyorum.
 
'Bir yastıkta kocamak' fikrine inanıyor musun hâlâ?

Ben buna inanıyorum. Biraz eski kafalıyım bu konularda. Beraber yaşlanmak kadar güzel bir şey olamaz.
 
Bazı kadınlar hayatlarında biri olmadan kendilerini eksik hissederler. Sen nasılsındır?

Hiçbir zaman öyle bir şey hissetmem. Benim ailem var. Onlarla vakit geçiriyorum. Hobilerim var. Bir ilişki biter bitmez bir diğerine başlayamam. Zaten insanın kafası almaz ki. Ayrıca bu bir aldatmaca olur. Asla inanmıyorum.
 
Gitmek mi zor kalmak mı? Gidenlerden misin?

Sonuna kadar kalırım. En son noktayı koyarım. Karşımdakine toleranslıyımdır. Ama gittiğim zaman da tam giderim.
 
Güzellikle ilgili ne düşünüyorsun?

Eskiden çok önemliydi. Çok takıntılarım vardı, kuaföre gitmeden asla dışarı çıkmazdım. Artık doğallığa önem veriyorum. Çok oje sürmüyorum, tırnaklarım sararmasın diye. Bilmiyorum ne oldu? Bir yıl önce kafama bir şey mi düştü?
 
Kaç estetik operasyon geçirdin?

İşte çok abartılan bir konu daha. Burnumda deviasyon vardı, bak yine başladı, burnumdan konuşuyorum. Ameliyat olmaktan, narkoz yemekten çok korkuyorum. Penisilin alerjim var, o yüzden bazı ameliyatları olamam. Eski resimlerime bak, burnumda değişiklik yok. Deviasyon ameliyatı için Almanya'ya gittim. O yapılırken burnum hafif düzeltildi. Yoksa benim burnum hep güzeldi. Aman iyi ki Almanya'ya gittim. "Her tarafını yaptırdı" dediler. Burun ameliyatından sonra dolgu yaptırdım. O kadar.
 
İnsan olarak değerinin anlaşılmadığını hissediyor musun?

Valla, hissediyorum. Ben hem gazeteciliğe devam edip hem de televizyonda program yapıyor olabilirdim. Başka şeyler de yapabilirdim. Ama hep heves kırma olayları var. Bazı şeyleri geçmişte hevesimi kırdıklarında bıraktım. Şimdiki aklım olsa bırakmazdım.
 
Ailede bir tane çok başarılı bir kadın olunca diğerini istemiyor olabilirler mi?
 
İstemiyorlar. Benim her şey için 10 kat daha fazla çaba göstermem gerekiyor. Ama şu anda değil. Artık değişti.
 
Özgüvenin yüksek mi?

Evet, ama son dört yıldır çok çalıştım bu konu üzerinde. Enerji çalıştım uzun bir süre. Bir sanatçının çocuğu ya da kardeşi olmak zor. O kişinin de istekli olması gerekiyor. Kitaplar okudum, değişik insanlarla tanıştım beni iyi anlamda yönlendirecek. Çok çabaladım. Çabalamasam bugün böyle konuşmuyor olurdum. "Şöyle yapsam mı, böyle desem, ay bunu demesem mi" gibi düşünüp dururdum. Neyse ne, onu konuşmak lazım.
 
Ablanla ilişkin de bozulabilirdi mesela. Onu kıskanabilirdin.

Kesinlikle öyle. Ablamla benim aramı bozmaya çalışan gazeteciler oldu. Sorular hep bu yönde geldi mesela. Acayip acayip sorular! İnanamıyordum o zamanlar. Öyle bir şey olabilir mi? İmkânı ihtimali var mı? İnsan kıskanabilir mi kardeşini? Bizim ablamla kalbimiz bir atıyor. Biz canız. Kalbimi veririm ona. Konuşmak bile bana garip geliyor.
 
Hayatta kimden korkarsın?

Ablalarımdan. İnan bana başka kimseden korkmam.
 
Yeni dostluklar edinmek senin için kolay mı?

Ben yeni dostluklara pek inanmıyorum. Benim eski iki tane dostum var. Arkadaş olarak ise belki bin tane var. Evime pek kimseyi sokmam. Eskiden herkese her şeyimi anlatırdım. Artık öyle değilim. Şu anda, şu ortamda kimseye güven olmuyor. Eski arkadaşlarından şaşmayacaksın.
 
Eskiden nasıl biriydin acaba?

Çok daha değişiktim, şımarıktım. Şu son bir yılda çok değiştim. Yontuldum (Kahkahalarla gülüyor). Hayat beni yonttu.
 
Yine de hayatla uğraşmaktan vazgeçmiyorsun...

Ben delidoluyum, paraşütle atlarım, oradan oraya koşarım. Ama içsel dengeler başka, o yontma durumu başka.




KAYNAK : marieclaire
bu habere yorum yazılmamışBu habere henüz yorum yazılmamış. Yorum yazmak için tıklayınız
DİĞER BAŞLIKLAR
Bahar temizliğine başladınız mı?
Bahar temizliğine başladınız mı? Mis gibi bahar havası evimize dolmaya başladı......
Bahar yorgunluğunu atlatmanın yolları
'Yorgunlukla baş etmek istiyorsanız öncelikle enerjinizi doğru kullanmayı öğrenin' diyen Prof. Dr. Kavaklı, şu ...
Mideyi rahatlatan çaylar
Mide rahatsızlığı, şişkinlik ve hazımsızlık sorunları hayatı kabusa çevirebilir....
Kendinizi iyi hissedin!
Güne daha iyi bir başlangıç yapmak İçin kendinizde değişiklik yapın....
Evde çamaşır kurutmayın!
Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor musunuz?...
Cinsel zekanızın boyutları
Cinsel zekânızın boyutlarını hiç merak ettiniz mi?...
Kadınlar neden dekolte giyer?
Kadınlar içlerinde gizledikleri arzu ve ihtirası, kıyafetleriyle dışa vuruyor......
Onlar böyle kadınlara bayılıyor
Hoşlandığınız erkeğin nasıl kadınlardan hoşlandığını merak mı ediyorsunuz?...
Etkileyici kadınların sırrı
Her kadının kendine has çekiciliği vardır. Bu çekicilik karşısında hangi erkek durabilir ki?...
Cinsel zekanın önemi
Kadın ve erkek için seks hayatında cinsel zekanın önemi......
Moda haftası başladı
Istanbul Fashion Week, önceki akşam özel bir partiyle başladı. Partiye ünlü isimler akın etti...
Erkekleri mutlu eden 4 hareket
Erkeklerin aşklarını söylemeleri kadınları şaşırtabilir ama bu hareketler kesinlikle kadınları etkiliyor....