Tutkulu, seksi ve doğal. Çocuksu hali için La Boum'u, güzelliği için La Fille d'Artagnan'ı, masum ifadesi için Anna Karanina'yı, ihtiraslı yanı için Firelight'ı, asil duruşu için Cesur Yürek'i ve dişiliği için La Fidelite'i izlemek yeterli. Sophie Marceau; kadınlığının zirvesini yaşıyor.
40 yaşında bir kadın... Çıta güzellik ve doğallık ile yükselirken, buna olgunluk ve dinginlik eşlik ediyor. Her hücresi ışıltıyla, tecrübeyle, kendine güvenle parıldıyor. İnsanların size dönüp de; 'Artık yaşlanmaya başladınız ama hâlâ güzelsiniz' dediği günleri, mutlu bir gülümseme ile karşılıyor. Emile Zola; "40'lı yaşlar karanlık bir melankoli ile yaklaşır" diyordu. Oysa Sophie Marceau; Zola'nın bu sözlerini dikkate almıyor gibi. Duruşu ve görünümüyle; 'Ben yaşsız bir kadınım' demeyi tercih edenlerden o.
Gayet umursamaz bir tavırla, 40 yaşına girdiğini açıkladığında aslında kendisi ile dalga geçiyordu Sophie. Bu yaklaşımda; yaşıtı diğer kadınları rencide etmek gibi bir amacı da yoktu. Bütün istediği; 20'li ve 30'lu yaşlarını nasıl sevdiyse, kendini 40'lara da aynı şekilde hazırlamaktı. Minik dokunuşlarla tekrar James Bond günlerine dönmesi ya da şık kostümler ve profesyonel makyajla Monica Bellucci'nin ikizi gibi görünmesi çok kolay. Avantajı; yaşsız bir kadın olması... Sadeliği, güzelliği ve canlılığı; yüzünde yıllara dair izleri saklıyor. Daha doğrusu, kimse onun yaşını umursamıyor. O herkes için tanıdık bir dost, pencerede gülümseyen bir komşu, hoşça vakit geçirilen bir arkadaştan ya da uzun bir aradan sonra yeniden rastlandığında aynı yerden devam edilen eski bir sevgiliden farksız.
Sophie'nin 40 yaş savaşına girmek gibi bir niyeti yok. O film çevirmeye devam ediyor. Bu da aranan bir oyuncu olduğunun ispatı. Marceau'yu hemcinsleri de seviyor çünkü rekabet etmiyor. Bunda yapımcı kimliğinin de büyük bir payı var. İki çocuk annesi... Gerçek aşk hikâyelerinin kahramanı. Zaman zaman minik gaflar yapıyor ama varsın yapsın! Kimse üzerinde durmuyor. Aksine sempatiyle yaklaşılıyor. Kimse onunla savaşmıyor. Savaşın olmadığı yerde de sevgi oluyor. Dinginlik oluyor. Daha da önemlisi, güven oluyor.
Hayatı en ince ayrıntısına kadar planlayanlar, kendini değil de egosunu doyuranlar ve anlamsız bir rekabet içine girenler için Sophie Marceau tam bir kâbus. Birçoğu Sophie'yi kadın, anne ya da benzer biri olarak anlayamazlar. Onlara göre sıradandır, renksizdir, yetersizdir. Sadece oyuncu olduğundan bahsederler... Oysa Marceau tüm bunlara gizliden gizliye gülerek hayatına devam eder. 40 yaş ya telaş ya da dinginlik demektir. Sophie de dinginliği seçenlerden. Telaşı başkalarına bırakarak... Ve dinginlik ruhunu, dolayısıyla da görünümünü çok daha kadın kılıyor. Evet; Sophie Marceau işte böyle derinden yaşıyor.