Beslenme, insanın gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini vücuduna alıp kullanabilmesidir. Bilimsel araştırmalarla, insanın yaşamı boyunca 50’ye yakın besin öğesine gereksinimi olduğu ve insanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, üretken olarak uzun süre yaşaması için bu öğelerin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında, gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği ve sağlığın bozulduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
İnsanların gereksinimi olan bu besin öğeleri; proteinler yağlar, karbonhidratlar, mineraller, vitaminler ve sudur. İlk beş grubun içerisinde her birinde ayrı özellikte ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olan değişik türde besin öğeleri vardır. Bu besin öğelerinden herhangi biri veya birkaçı sağlanamayınca vücut çalışmasındaki aksamalar sonucu büyüme, gelişme geriliği ve sağlık bozuklukları görülmektedir. Bunlardan biri de bazı besin ögeleri ile etkileşime sahip olan göz sağlığımızdır.
GÖZ SAĞLIĞIMIZ İÇİN A VİTAMİNİ
A vitamini gözlerimizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım eder. Gelişmekte olan ülkelerde A vitamini yetersizliği, çocukluk çağında körlüğün en önemli sebeplerinden biridir. 251 milyon çocukta vitamin A yetersizliği görülmekte iken 10 milyon kişide ise xerophthalmia veya kuru göz (gözyaşı miktarındaki azalma, göz yaşının kornea ve konjonktiva yüzeyindeki dağılımındaki bozukluk, korneayı ıslatmasındaki bozukluk), kornea epitelindeki düzensizlik veya göz yaşı lipidlerindeki anomalilere bağlı olarak bazı olumsuz durumlara rastlanmaktadır. 500 bini geri dönüşümsüz körlük ve 3 milyonunda ise A vitamini yetersizliğine bağlı hastalıklar görülmektedir.
Antioksidan vitamin olan A vitamininin yeterli alımı katarakt riskini azaltır. Organizmamız A vitaminini mutlaka göz sağlığımız amaçlı beslenme kaynaklı almalıdır. Bunların arasında hayvansal kaynaklı karaciğer, balık yağı, yumurta başta gelmektedir.
KAROTENOİDLER
LUTEİN – ZEAKSANTİN
A vitamini aktivitesi göstermeyen karotenoidlerdir. Vücutta en yoğun bulundukları dokular, gözle ilgili dokulardır. Retina ve makülada 500 kat fazla bulunurlar. Karaciğer dokuları, adrenal, adipoz pankreas ve böbrek diğer bulundukları dokulardır. Lutein ve Zeaksantin güçlü antioksidan etki göstererek; Retina ve makulada yüksek frekanslı ışığa bağlı olarak oksidasyon fazladır. Lutein ve zeaksantin retina ve makülada ışığa bağlı oksidasyonu azaltır.
Yaşa Bağlı Maküler Dejenerasyon (AMD) riskini azaltır. Diğer retina dejenerasyonları riskini azaltır. Diyetle alınan Lutein ve Zeaksantinin%78’i sebzelerden gelmektedir. Ispanak (30 gramı 3659 mg lutein ve zeaksantin), semizotu, brokoli, mısır gibi sarı renkli sebzeler, portakal, kavun ve bu bitkisel kaynaklarla beslenen hayvanların ürünlerinde bulunur (yumurta sarısı).
C VİTAMİNİ
C vitamini bir antioksidan olarak B karoten ve E vitamini ile benzer yolları izleyerek vücudumuzu zararlı maddelerden korur. C vitamininin en önemli farkı vücut sıvılarında serbest radikallere karşı savaşmasıdır. Yağ dokusunda aynı etkiyi göstermez fakat suda çözünebildiği için vücudumuzda farklı bölgelere koruyucu etki gösterebilme yeteneğine sahip olmaktadır. Kaynakları genellikle yeşil sebzeler turunçgiller, çilek, domates, kuşburnu gibi yiyecekler olarak sıralanabilmektedir.
ÇİNKO
Çinko birçok enzimin kofaktörüdür ve retina konsantrasyonunun içinde bulunur. Retina’daki rolü tam olarak açıklanmamıştır, belki de Superoksit dismutaz ve katalazın kofaktörü olan çinkonun antioksidan fonksiyonuyla ilgili olabileceği belirtilmiştir. Çinko karanlığa adaptasyonda, kemik metabolizmasında, oksijen transportunda ve serbest radikal hasarına karşı korumada görev almaktadır.
RİBOFLAVİN
Aynı zamanda B2 vitamini olarak da adlandırılan, suda eriyen B kompleks vitaminlerden biridir. Işığa çok hassastır. Işık temasında vitamin özelliğini kaybeder. Riboflavin gözün ve derinin sağlığı için çok önemli bir vitamindir. Yetmezliğinde gözde yanma ve kaşınma, ışığa hassasiyet, korneada vaskülarizasyon (damarlanma), yaygın seboreik dermatit, keylozis ve glossit oluşur. Riboflavinin en zengin kaynakları; et, süt, ve yumurta gibi hayvansal protein kaynağı yiyeceklerdir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve maya da iyi kaynakları arasında yer almaktadır.
SONUÇ OLARAK
Beslenmenin göz sağlığı üzerinde göz ardı edilmeyecek bir etkisi olmaktadır. Göz kasları, sinirleri, müköz membranları ve görme olayı kişinin beslenme durumundan etkilenmektedir.
Kişinin gözünün karanlık ortama adaptasyonu özellikle de A vitaminini yeterli alması ile yakından ilişkilidir. A vitamini yetersizliğinde keratomalasi, kseroz, Bitot Lekesi ve
Kseroftalmi oluşabilirken, riboflavin yetersizliği korneada damarlanma, konjonktivit,
fotofobi, gözlerde yanma ve kaşınmaya neden oluşturabilmektedir.
Pridoksin (B6 Vitamini) yetersizliğinde angular blefarit ve konjonktivit oluşur. Esansiyel olan amino asitler, C vitamini ve niasin, göz lenslerinin sağlığını ve bütünlüğünü korurlar. Son yıllarda n-3 yağ asitlerinden dokozahegzaenoik (DHA) asidin de retinada önemli miktarlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durum, göz sağlığı ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.