Uzm. Dyt. Dilara Koçak
Anti-Aging ve Beslenme Alışkanlıkları İlişkisi
Zamana meydan okumak her daim genç ve sağlıklı olmayı kim istemez? Yaşlanmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatmak ve vücudun bir bütün olarak orantılı ve sağlıklı yaşlanmasını sağlamak amacıyla anti-aging uygulamalrı son yıllarda çok gündemde. Anti-aging kelime anlamı olarak “yaşlılığa karşı” demektir. Tıbbi olarak, “koruyucu tıp” olarak da nitelendirebiliriz. Temel amaçlarına baktığımızda;
Cilt dokusunu ve bağlayıcı hücreleri yenilemek
Hormonal düzensizlikleri dengelemek
Cinsel gücü ve sağlığı artırmak
Yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı erken tanı ve önlem almak amaçlar arasında yer alır.
Anti-aging ‘in uygulama ve amaçları
En iyi tedavinin erken teşhis olduğunu artık birçoğumuz biliyoruz. Aslında ‘en iyi tedavi de; hiç hasta olmamak ve bunun için önlem almaktır.
Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır.
Anti-aginde önemli konuların başında beslenme tarzı gelir. Aslında yıllara meydan okumak için ilerleyen yaşları beklemeden amaç hep iyi beslenmek olursa zaten doğal anti-aging de gerçekleşmiş olur. Kilo kontrolünü aktif yaşam ve egzersiz takip eder. Hayata pozitif bakmak, iş yaşamında sevmek-sevilmek, gülmek-gülebilmek gibi antiaging uygulamalarını destekleyen daha birçok önemli konu vardır.
Anti-Aging Alışkanlıkları
Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;
Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin
Liflerin sağlığımıza olan olumlu etkilerinden hep bahsedilir ama nedenleri tam olarak bilinmeyebilir. En önemli faydaları, hem koruyucu olma hem de tedaviye katkı sağlamasıdır. Lif, bir besin öğesi değildir ve hiçbir kalori sağlamaz.
Fakat birçok yoldan sağlığımıza yarar sağlar. Düşük lifli, yüksek yağlı ve şekerli diyetler yüksek lif içeren diyetlere göre kanser açısından risk taşır. Aynı şekilde çağımızın en önemli amaçlarından (sorunlarından) biri olan fazla kiloları kaybetme çabalarına da faydası çok büyüktür.
Posanın diğer önemli bir yararı da, kolesterolü düşürücü etkisini safra asitlerini bağlayarak diyetteki toplam yağ ve kolesterol alımını düşürerek, daha uzun süre doygunluk hissi yaratır. Bu fonksiyonu da, bir ölçüde besin alımının azalmasını sağlar.
Posa Hangi Besinlerde Bulunur?
Posa; tam buğday taneleri, bunlardan yapılmış tahıl ürünleri ile sebze ve meyvelerde (özellikle meyve kabuklarında), baklagiller de bulunur. Tahıl ürünlerinin posa değeri ve kalitesinin korunması için, tahılın saflaştırılmamış olması gerekir.
Günlük ortalama 25- 30 gram posa alınması birçok açıdan sağlığımıza olumlu katkı sağlayacaktır. Hatta son araştırmalara göre kadınlarda, 30 gr; erkeklerde, 38 gr lif alımının önemli olduğu vurgulanmaktadır.
Bunun için armut, elma (kabuklu), incir, portakal başta olmak üzere 5- 6 meyve, 3- 4 porsiyon sebze, 1 porsiyon kuru baklagil yemeği ve bulgurdan oluşan bir tahıl yemeği, 5- 6 dilim tam buğday ekmeği tüketilmelidir.
Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye ne dersiniz?
Vücudumuz, hava kirliliğinden, stresten, kötü duruştan, masa başı işlerden ve kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı saldırıya uğramaktadır. Aylar ve yıllar geçtikçe, etkiler birikir ve ciltte çatlamalar, baş ağrıları, ülser, kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok değişik form kazanır.
Bu durumda detoks devreye girebilir. Detoks programında, vücudumuzu zarar veren maddeleri uzaklaştırırız ve toksinlerin yok edilmesini-hücrelerin yenilenmesini hızlandırmak için ona doğru besinleri veririz. A, C ve E vitaminleri ile selenyum antioksidan olarak bilinirler ve sağlık için hayati önem kazanırlar. Bizi enfeksiyonlardan korumakla kalmazlar, aynı zamanda kanser, kalp hastalıkları gibi hastalıklardan ve erken yaşlanmakla ilgili ciddi durumlardan da korurlar.
Antioksidanların en iyi bulunduğu yerler, çiğ olarak tüketilen meyveler ve sebzelerdir.
Uzm. Dyt. Dilara Koçak kimdir?Dilara Koçak 1994 yılında Hacettepe Ün. Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldu 1996 yılında aynı üniversite de yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak Uzman Diyetisyen ünvanını aldı. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Yönetici geliştirme programını tamamladı.
1994- 1...
devamı Uzm. Dyt. Dilara Koçak kimdir?Dilara Koçak 1994 yılında Hacettepe Ün. Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun oldu 1996 yılında aynı üniversite de yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak Uzman Diyetisyen ünvanını aldı. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Yönetici geliştirme programını tamamladı.
1994- 1999 döneminde çeşitli hastanelerde klinik alanda ve yönetici olarak görev yaptıktan sonra 1999-2004 yıllarında Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’nde Beslenme ve Diyet Bölümü Şefi olarak çalıştı, kendisi halen Amerikan Hastanesi Konsultan Diyetisyenidir. 2003 Ekim -2004 Şubat tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde konusu ile ilgili gözlemler yaparak bu yöndeki tecrübelerini güçlendiren Dilara Koçak'ın bir çok uluslararası ve ulusal bilimsel araştırması bulunuyor. Şirketlerin ve şirket çalışanlarının beslenmelerine yönelik danışmanlık ile wellness kavramını geliştirme konusunda Türkiye'de yeni bir sektör açmış olan Koçak şu anda kurmuş olduğu Mezura Kliniği'nde uzman doktor, psikolog ve diyetisyenlerden oluşan ekibi ile hem bireylere hem de kurumlara danışmanlık hizmeti veriyor. Mezura ekibi Türkiye deki birçok şirkete, yönetici ve işadamına beslenme koçuluğu yapıyor. 2006, 2007 ,2009 ve 2010 yılı "iyi yaşam günlüğü" çalışmalarının yazarı olan Dilara Koçak Milliyet gazetesi sağlık ve beslenme yazarıdır."Dilara Koçak ile İyi Yaşam" 2007 yılında Afiyetle Diyet isimli kitabı ise 2009 yılında okurlarıyla buluşmuştur.
kapat